Etiketler

,


Tango Esquina Carlos Gardel

 

Sabah saat 06:30’da başladığımız Madrid aktarmalı yolculuğumuz akşam saat 21:30’da son buluyor. Sabah kahvaltısını muhtemelen Adriyatik üzerinden geçerken yapıyoruz. Öğlen yemeğini Madrid havaalanında yedikten sonra yaklaşık on üç saat sürecek ilk okyanus ötesi yolculuğum başlıyor. Uçuş boyunca kah uyuyor, kah Kazuo Ishıguro’nun “Çocukluğumu Anımsarken” adlı romanını okuyorum. Bu okuduğum ikinci Kazuo Ishiguro romanı. Uykularımın arasında çocukken babamın “Büyüyünce çocuklarım, büyük adam (?iki kız çocuğu) olacak, öğle yemeğini bir ülkede, akşam yemeğini başka bir ülkede yiyecekler” lafı giriyor rüyalarıma. Korkmalı mıyım bundan, sevinmeli mi…karar veremiyorum. Bir iş gezisi yüzünden bu uçaktayım. Babamın bunları söylediği günün üzerinden yıllar geçmiş. Büyük adam olmuş olmak lafı büsbütün komik geliyor bana. Ne olursam olayım, ben benim işte.

Otele giriyor, odama çıkıyorum. Dokuzuncu kattayım. Perdeleri açıp bakıyorum. Aşağıda bir tren istasyonu görüyorum. İleride ise deniz var. Ben öyle sanıyorum. Daha sonra onun Rio de la Plata olduğunu öğreneceğim. Hatta eve dönüp de genişliğinin 80 km olduğunu söylediğimde dalga geçecekler benimle.

Aylardan Haziran, yani orada kışın başlangıcı. Sonbahar. Bir ülkeye sonbaharda gitmek, az rastlanır bir talih olsa gerek. İnsanın belki bir daha altında bulunmayacağı gökyüzünden yağan yağmurla ömründe hiç ıslanmadığı kadar ıslanması, adım attıkça ayakkabılarından sular fışkırması kaç kere gelir ki başına? Yağmurdan başka neler kaldı aklımda?

Geniş, çok geniş caddeler kaldı bir kere aklımda. Rehberin, Arjantin 2010 Dünya Kupası’nı kazanacak olursa Maradona’nın çırılçıplak tur atacağını söylediği Estacion de 9 Julıo meydanı, Plazo del Mayo anneleri, Palermo Viejo, önündeki kuyrukta beklemeye dayanamayıp giremediğim ama içimde kalan Cafe Tortoni, rengarenk evleri ve önünde Tango yapan çiftleri ile Caminito, Malba’da eski bir dotla karşılaşma misali Robert Mapplethorpe sergisi, vs.

Bundan sonrasını linki başka bir pencerede açarak okumanızı tavsiye ediyorum (Sonra bir kere de seyredersiniz). http://www.youtube.com/watch?v=ee79ZmClwzA&feature=related

Benim hiç yoktan durduk yere Buenos Aires’e gelmem gibi  bir akşam hiç yoktan Tango seyretmeye gidiyoruz Tango Esquina Carlos Gardel’e. Bir yıl önce bu zamanlar Doğu Anadolu’nun batısında bir yaşam kurmaya çabaladığımı hatırlıyorum. Geçti o günler, bitti.

Carlos Gardel ( ‘G’ olabildiğince gırtlaktan çıkıyor), tangonun babasıymış. Tango gösterisi biz yemeklerimizi yedikten sonra başlıyor. Yemek yerken DVD’den Tango’nun tarihsel gelişimini ve Carlos Gardel’i seyrediyoruz. Belki de bu yüzden içinde bulunduğumuz mekan bende eski Maksim (hiç gittim mi acaba, belki de anemlerin anlattıklarından böyle duygusu yaşatıyor bana.) Tango izlemeye geldik yemek yemeğe değil ama yemeklerin hepsi birbirinden lezzetli.

İlk başlardaki Tango örneklerinde ellerinde bir kumaş parçası sallayan, el ele tutuşmuş kızları görmek bize, bizim ilkokulda oynadığımız folklorü çağrıştırıyor. Tango, gözlerimizin önünde evrim geçiriyor. Biz yemekleri bitirdikten, tatlı yendikten sonra canlı Tango gösterisi başlıyor. Bu sefer Tangonun dünden bugüne birebir canlı geçişini nefesimi tutmuş izliyorum.

http://www.youtube.com/watch?v=loHZCb__I6g&feature=related

Bir kadın çıkıyor sahneye. Sahnede olmaktan ötürü cüssesi olduğundan büyük görünüyor. Siyah, simsiyah payet işli bir tuvalet var üstünde. Geçkin orta yaşlarda. Güzel bir kadın değil ama sıcak, yürüyüşünden, salonu selamlayışından etkileniyor insan. Şarkı söylemeye başlayınca tüm sahneyi kaplayan bir dev kadına dönüşüyor.

Tango örnekleri birbirini izliyor. Sonra… modern tangonun erotik büyüsü kaplıyor salondaki herkesi.

http://www.youtube.com/watch?v=KrDn43rjfXk

http://www.youtube.com/watch?v=I-23ycIrAHA

Gösteri bittiğinde muhteşem bir gece yaşamışlığın keyfiyle ayrılıyorum Tango Esquina Carlos Gardel’den. Otele dönerken otobüste gözlerimi kapatıyorum. Kulaklarımda tango notaları var. Gösteriyi en başından zihnimde yeniden seyretmek istiyorum. Her yanım tangonun tutkusuyla sarmalanmış. Lobide kendi kendime tango figürleri yapmak istiyorum. Öyle beceriksizim ki ayağımdan fırlıyor ayakkabım. Tango ayakkabılarının neden bilekten bağlı olduğunu anlıyorum. Yarın, diyorum, bir çift tango ayakkabısı almalıyım. Hiç Tango yapmayacak olsam da olmalı.

Reklamlar