Etiketler

, ,


KAPI / Magda Szabo

Eğer çok okuyorsanız, bazı kitapları okur ve unutursunuz. Ben prensip olarak bir kitap ne kadar berbat olursa olsun, yazana ve basana saygıdan olsa gerek, bitirmek için elimden geleni yaparım ve çok emek harcadığım için de kolay kolay unutmam onları. Bazen bu yaptığım doğru mu, diye sorgulamaktan da alamam kendimi. Zaman kaybı olduğunu bile bile neden sürdürür ki insan bir kitabı okumayı. Belki de şarap misali, kötü kitaplar gözümüzde iyi kitapların itibar ve değerini arttırır.

Benim kendi okuma serüvenimde bazı kitaplar var ki onları unutamamın nedeni, yerine bir başkasını koymam mümkün olmamasıdır. Bunlardan biri de Magda Szabo’nun “Kapı” adlı romanıdır. İçimde yer eden kitapları ne zaman, nerede, hangi koşullarda okuduğumu hemen her zaman hatırlarım. Bu konuda ‘Kapı’ ile ilgili hatırladığım şey yaz tatiline çıkarken yanıma aldığım üç kitaptan biri olduğu ama onu tatildeyken değil de şehre dönünce okuduğum. Şimdi ismi lazım değil, o üç kitaptan başka birini tatilde okumaya çalışmış ama bir türlü becerememiş, bırakmış, ‘Kapı’yı okuduktan sonra keşke tatildeyken bunu okusaymışım diye düşünmüştüm.

Ne gevezelik ama…

Magda Szabo’nun Türkiye’de çok tanındığını sanmıyorum. Kendisi Macar bir hanımefendidir. Yaşam çizgisi 1917 – 2007 yılları arasında yol almıştır. Bu zaman diliminde ülkesinin geçirdiği evrelerin tümünden bir yazar, bir düşünür olarak fazlasıyla nasibini almış, uzun bir dönem bu sebeplerden öğretmenlik yaparak geçimini sağlamış ve eserlerini yasaklı olmaktan ötürü yayınlatamamıştır. Tipik olarak ülkesi pek kıymetini bilememişse de, Magda Szabo bir çok ödül kazanmıştır. Kendisi aynı zamanda çok da iyi bir şairdir. Eşi, beyefendi, Tibor Szobotka da yazar ve çevirmendir.

‘Kapı’ bir roman mıdır, yoksa özyaşam anlatısı mıdır, bilemedim. Otobiyografik özellikler taşıması nedeniyle daha çok bir özyaşam anlatısı olarak kabul edilebilir sanırım. ‘Emerenc’ de, bu anlatının protagonisti, yani baş kahramanıdır. Kitapta anlatıcı ile Emerenc arasındaki tuhaf, az rastlanır, hem sıcak hem soğuk bir bağlılık hikayesini anlatılır. Emerenc’in sıra dışı kişiliği ile şekillenir aralarındaki bağ. Emerenc, hepimizin hayali, evimizi, malımız, kendimizi gözümüz arkada kalmaksızın emanet edebileceğimiz bir kişidir. Evimiz onun evidir, biz onunuzdur. Önümüze getirdiğini yemeli, onun koyduğu kuralları çiğnememeliyizdir. Canı ister, günlerce yok olur ortalıktan. Sonra hiç beklemediğimiz bir anda, biz yokken gelir, evi toplar, temizler, ocağı yakar ve sıcak bir tencere çorbayı koyar ocağa. Ardından çeker gider. Düşünüyorum da, geçen yıl Kasım’da otuz altı yıllık hayatımın en kötü hastalığını geçirirken, benim ardımdan minicik Defidek ateşten gözünü açamazken, annem bizden bin küsur km. uzaktayken keşke yanımızda bir Emerenc olsaydı. Bize baksa, o uzak sefkatini hissettirseydi.

Emerenc, hoyrat bir anne gibidir. Otoritesini korumak için  çocuğuyla yüz göz olmaktan korkar adeta. Ne kendini açar, ne de karşısındakini merak eder. Merak eder de, belli etmez. Bir gün o ansızın yok oluşlarından biri daha uzun sürer. Anlatıcı o zaman Emerenc’in evini ve o evde bir ‘kapı’sı olduğunu öğrenir. Ardında kocaman bir gizin olduğu bir kapıdır o.

Bilmiyorum, uzun zaman oldu okuyalı, en az dört, belki beş yıl önceydi. Bazı yerleri kafadan atmış, bazı yerleri arada geçirdiğim gebelik nedeni ile unutmuş olabilirim. Her ne hal ise, sıkı bir roman kahramanıdır Emerenc. Magda Szabo’ya şükran duymayı hissettirecek, diğer eserlerini okumayı istetecek kadar güçlü bir karakterdir.

Bu yazıyı yazmak için araştırma yaparken tesadüfen Macar – Alman ortak yapımı, Kapı’nın filminin yapıldığını, Emerenc’i de Helen Mirren’ın oynadığını öğrendim. Helen Mirren’ın, iri kemikli, cevval yapılı Emrenc için biraz zarif kaçmış olabileceğini düşündüysem de aktristin oyunculuğu ile Emerenc karakterini fazlasıyla canlandırmış olduğundan eminim. Malum, kendisi, hayallerimde, benim bir türlü yazamadığım, yazıp da bitiremediğim romanımın baş kahramanını canlandıracak ve bu rolle Oscar alacaktır. Hayal işte…

Keyifli okumalar dilerim.

(Helen Mirren foto: guardian.co.uk)

Reklamlar