Etiketler

, , , , , , , ,


Ekmek yapmak malzemeleri hazırlayıp karıştırmakla başlayan, piştikten sonra tadana kadar sonucun iyi olup olmadığını bilemediğiniz bir macera. Güvenli sularda yüzdünüz mü, sorun yok ama başka başka denizler hayal ettiniz mi işi değişiyor. Her şey için geçerli olan kural, ekmekte de geçerli.

Farklı malzemelerle farklı hayallerin peşinden koştuğunuzda neyle karşılaşacağınız bilmiyorsunuz. Bazı malzemeler su tutuyor, bazıları ise su salıyor. Su tutanlarla iş kolay da su salanlarda neyin, ne kadar su salacağını kestiremeyebiliyorsunuz. Bu durumda da sonuç ciddi bir hayalkırıklığı olabiliyor. Ispanaklı ekmekte olduğu gibi.

Ispanaklı peynirli ekmek yapmaya karar verdiğimde lezzetten emindim ama ıspanağa güvenemiyordum. Nitekim haklı çıktım. Peynirden de kazık yememek için kuru peynir kullandım. Pınar Hanım Çiftliği’nden gelen aromatik, kokulu peynir yüzünden endişelenmeye mahal yoktu, onun zaten suyu alınmıştı.

– Ispanağı (250 gr kadar) güzelce yıkayıp salata kurutucuda üzerinde kalan suyu aldım, ince ince doğradım, hazneye koydum.

– 50 gr peyniri ilave ettim.

Sonra sırayla,

– 270 cc su,

– normalde ( 1 tk) koyduğumdan az tuz (yani yarım tk),

– iki kaşık zeytinyağı,

– bir fiske şeker,

– 500 gr  beyaz un koydum,

– 7 gr mayayı da üzerine serptim.

– 3 saat, 19 dk.lık programda çalıştırdım (Moulinex, prg 5)

İkinci saatin sonlarında şöyle bir baktığımda çok kabardığını görmek beni sevindirmedi, çünkü bu ekmeğin çuvalladığı anlamına geliyordu.  Yanılmadım. 3 saat 19 dakikanın sonunda makinenin kapağını açtığımda ekmeğin ortasında dipsiz gibi görünen bir oyuk vardı. Bunun iki anlamı olabilirdi; ya hamur çok sulu olmuştu ya da mayası fazla kaçmıştı. Maya fazla olmadığına göre hamur sulu olmuştu ama bunun sebebi  benim koyduğum su değil, ıspanağın saldığı suydu. Tadı güzeldi, biraz fazla yumuşak, hafif hamurumsuydu. Olsun, bu sefer pişirme programında 30 dk. adar daha pişirdim. Kabuğu biraz kalın oldu ama gayet yenilebilir bir ekmek çıktı ortaya.

İlk deneme olmaması vazgeçmemi gerektirmeyeip aksine başarma duygumu kamçıladı (Altı üstü ekmek pişiriyoruz, neden böyle hırs yaptıysam!). İkinci denemede bir ölçü daha az, yani 240 cc su koydum ve başardım. Sonuç mükemmeldi. Üstü kubbemsi kabarmış, içi pişmiş, kabuğu hafif kızarmış ve yumuşak, lezzetli bir ekmek elde etmeği başardım. Ofise getirdim. Bir bardak kahve aldım, mutfağa ekmeği bıraktım. İkinci bardak kahve almaya gittiğimde ekmeğin çoğu yenmiş, az bir parça kalmıştı.

Bu arada, işi ciddiye alıp çeşitli ekmek kitapları sipariş ettim. Birini İdefix’ten istemiştim, geldi. Benim yaptıklarımdan çok farklı şeyler görmedim içinde ama yine de değişik fikirlere kapı açacağını düşünüyorum. İki kitap da Amazon’dan sipariş ettim ama onların gelmesi bir ayı bulur. Artık enternasyonel tarifler deneyip size anlatırım.

Reklamlar