Etiketler

, , , , ,


Gitmek bir süreçtir. Zordur gitmek.

İnsanın bir yanı ‘kalk gidelim’ dese, diğer yanı ‘otur’ der. O oturmayı söyleyen taraf düşünmeye zorlar insanı. Çünkü bir kez gitmek girdi mi insanın aklına, o artık an be an büyüyen bir kanserli doku gibidir. Apansız çekip giden bile çok düşünür gitmeden önce. Nasıl gideceğini değil de neden kalması gerektiğini düşünür. Nereden gidiliyorsa, orada ne kadar çok zaman geçirilmişse o kadar daha uzar kalma sebeplerini düşünmek. Sebepler ardıardına sıralandıkça da zorlaşır gitmek. En zoru da insanlarını bırakıp gitmektir. Aileyi, akrabaları bırakıp gitmek elbette zordur ama ilmek ilmek emekle dokunmuş arkadaşlıkları, dostlukları bırakıp gitmek daha zordur. Giderken insan eşyalarının tümünü olmasa bile bazılarını götürü de yanında, insan götüremez. İnsan giderken yanında sadece yüreğini alır. Bir de yüreğine sığdırabileceği kadar anıyı. İyisiyle kötüsüyle bağlıdır insan anılarına. Belki de kötü anılarına iyi olanlardan daha bağlanır. İyiler anılar da kalır insanla ama kötüler daha bir derinlere kazınır.

En büyük gitme sevincine bile ayrılığın hüznü karışır. Hiç kimse düşmesin ama hapishaneden ayrılırken bile eminim içi burulur insanın. İçeride bırakılan tek bir kişi ama tek bir kişi bile yeter buna.

Büyük bir belirsizliktir gitmek. Giden olmadan arkada kalanlar bir şekilde yaşarlar, yaşamaya devam ederler de, başkaları için o kadar gelen ile yaşamaya alışmak o kadar kolay olmz. Zordur ilk günler…İlk günlerin ardından gelecekleri beklemek zordur. Yaşamın dönecek dönemeçleri azaldıça yeni insan tanımak, arkada bırakılanların yerinin dolacağını ümit etmek, geçeceğini düşünmek zordur.

Gitmeden önce insan  daha nicesini düşünür.

Gitmek vardır, gitmek vardır. İsteyerek gitmek ayrıdır, gitmek zorunda kalmak ayrıdır. Gitmelerin en zorudur istemeden gitmektir. İstemeden gitmenin düşünce yükü giderken daha hafiftir de, gittikten sonra ağırlaşır. Artık bir yerden gitmek mecburiyse bunun düşünülecek tarafı kalmaz  gibidir giderken. Düşünmek sonra başlar, gidilen yerde katlanır, büyür. İsteyerek giderken yanınıza alacağınız küçücük bir şey yeterken, istemeden giderken her şeyi almak gelir insanın içinden. Sadece kamyon yükü değildir büyüyen, asıl yürek yüküdür insanın üstüne binen.

Kolay gibi görünen tek şey birisinden ‘çekip gitmesini’ istemektir. Genelde kalabalıklarla çevrili kişiler, muhakkak ki bir gün  kimsesiz kalabilecekleri ihtimalini görememekten, birilerinden çok kolay çekip gitmesini isteyebilirler. Dirense de gitmesi istenen, kaldığında yürek soğur. Hele hiç ısınmamış yürekleri bir daha çözülmemecesine buz tutar. Gitse, belki uzun sürse de, bir zaman sonra gidilen yerde tutunacak dallar filizlenirken biraz ısınır yürekler. Kalanların ise yavaş yavaş tüm benliğini buzdan incecik, saydam bir tabaka kaplar. Gün be gün sağlamlaşır bu örtü. Belki de en kötüsü budur.

(Bu yazı bir doktor düşmanının doktorlar için “Beğenmiyorlarsa çeker giderler” demesine karşılık yazılmıştır)

Reklamlar