Etiketler

, , , , , ,


‘Evde geçirilen,’ dediysem evde yattığım anlamına gelmiyor bu. Lafın gelişi ‘evde.’ Çalışmadığım bir gün yani.

Bu yazıyı da dünkü filmde anlattığım kadına hitaben ‘o da bir şey mi’ anlamında yazıyorum.

Sakindi bir gündü ama. Bu sakinliği madde madde yazmaya karar verdim:

–         Sabah erkenden kalktım.

–         Blog yazımı yazdım.

–         Bizim Bey’e sahanda kaşarlı yumurta yaptım.

–         Bizim Bey’e KemKem’i saç traşına götrümeyi planladığımı söyledim. ‘Ben götürürüm,’ dedi. Şaşırttı beni.

–         Bizim Bey işe gitti.

–         Kendime barbekü soslu, hardallı karışık tost yaptım. Üçüncü bardak kahvemle yedim.

–         Annem geldi (Erenköy’den Bostancı’ya kadar yürümüş. Üstünde hiç görmediğim kırmızı kareli bir gömlek vardı. Annem sürekli bir şeyler alır ama giymez, ‘saklı’ya saklar. Bu da onlardan biriymiş. Artık ‘saklı’dakileri giymeye karar vermiş).

–         Televizyonu açtık (Annem hemen televizyonu açar).

–         Defi uyandı.

–         Kardeşim kızını getirdi.

–         KemKem uyanmamak için elinden geleni yaptı.

–         Aklıma KemKem’in okulundan hafta içinde gelen belirli bir tarihte bir şeyin yapılmış olmasını gerektiren kağıt geldi. Kağıdı çalışma masasının korkunç karmaşası içinde  bulamayınca, KemKem’i zorla kaldırdım.

–         KemKem ağlayarak kalktı, kağıdı çöpten çıkardı.

–         KemKem’e sorumsuzluğu için kısa bir söylev çektim. Artık uyandı. Bacakları ağrıdığı için sızlandı (Her hafta 5 cm uzuyor sanki. Epifiz ağrıları).

–         Çocuklara da tost yaptım. Sorunsuz bir kahvaltı oldu.

–         Biz de çayla kardeşimin getirdiği elmalı kurabiyelerden yedik.

–         Kardeşim derse gitti (Matematik öğretmeni).

–         Defi’yle Zeyno’yu anneme bıraktım, KemKem’i aldım, Dikilitaş’a basketbol spor okuluna götürdüm.

–         KemKem basketbol oynarken ben de boş bir saatin keyfini çıkardım.

–         İstanbul’a günlerce yağan yağmurun ardından insanlar kendilerini sokağa salmaya başlamıştı. Köprü henüz iyi durumdayken karşıya geçtik.

–         Eve geldiğimde Zeyno’yu annesi almıştı.

–         Annemle Defi’yi alıp Pendik’e anneannemlere (alışkanlık işte, teyzemlere) gittik. Kuzenim gelmişti. Aile bağları önemlidir.

–         Defi yolda uyudu. Uyanınca huysuzlandı.,

–         On iki kişi öğlen yemeği yedik. Akşama ben de enginar yapmaya karar verdim.

–         Annem Pendik’te kaldı. Ben çocuklarla döndüm.

–         KemKem’in 15:40’da doktor randevusu vardı.

–         KemKem göremediğini iddia ediyordu. Göremediği için testlerde soruları okuyamıyormuş, o yüzden yanlış yapıyormuş.

–         Muayene sonucunda pek bir şeyinin olmadığını öğrendik. Artık bahane kalmadı.

–         Ataşehir trafiğine girmeden Bostancı’ya dönmeyi başardım, kendimle gurur duydum.

–         Markete uğradık, alış-veriş yaptık.

–         Saat 5’te mutfağa girdim.

–         KemKem bahçeye indi. Defi’yle kaldım.

–         17:30 gibi bizim Bey iş dönüşü gittiği spordan geldi.

–         Nasıl oldu anlayamadım Defi’yi bizim Bey’e kilitlemeyi başardım. Saat 18:00 ile 19:15 arası onlar da bahçeye indi.

–         Bir ara anlaşılmaz şekilde, sanırım yıldızların kendilerinin de beklemediği şekilde ters açı yapmaları sonucu, kendimi camekanda oturmuş, önümde soğuk bir bardak bira, arkadan akşam güneşi vururken buldum.

–         17:00’de başladığım mutfak aktivitemi 19:30’da tamamladım.

–         Başlangıç: cherry domatesli, mozarella dilimleri ile süslenmiş roka salatası, nar ekşisi sos ve Ayvalık zeytinyağı eşliğinde

–         Ara: Zeytinyağlı portakallı enginar, derotu ile

–         Ana yemek: Kuzu kapama, garnitürlü pilav ve sarımsaklı ekmek eşliğinde

–         Kapanış: Kepekli, hafif elmalı kurabiye kahve ile.

–         Bizim Bey’le oturup film seyretmeyi düşünüdük, Defi’nin ultra süper huysuzluğu bizi derhal vazgeçirdi.

–         Mutfağı sabah toplamak üzere öylece bıraktım.

–         Oturup ailecek Survivor seyrettik.

–         Sonra ben kanepede uyuyakaldım.

Anlaşılacağı üzere KemKem’in saç traşı kaldı. Ben bu hengamenin içinde bir kitap okumayı başardım (125 sayfalık bir kitap ama olsun. Çok güzeldi. Yarın da onu yazarım).

Sabah (Pazar) bizim Bey ekmek almaya gitti. Bunlar da dönerken aldığı Anneler Günü çiçeklerim. Kırmızı ve beyaz karanfiller içinde tek bir gül. Hediye yok. Ben özel gün özürlüsü olduğumdan karşıyım hediye işine.  Eminim bu kadar bar bar gözümüze sokulmasa Anneler Günü’nü de unuturdum. Özel günleri hatırlamadığım için kimsenin bana hediye almasını istemem. Özel gün mefhumu olmayan bir kadınım işte.

Neyse…ailecek geçirilecek güzel bir Pazar günü var önümüzde. Herkese iyi Pazarlar ve tüm Annelerin ve çocukların ve de en çok babaların anneler günü kutlu olsun.

Reklamlar