Etiketler

, , , , ,


Açıkcası niyetim bugün için Arnavut Ciğeri tarifi vermekti ama sonradan Pazartesi günleri genelde haftasonunu toparlayan yazılar yazdığımı fark ettim. Yarın söz, yiyip yiyebileceğiniz en güzel ve en hafif, en az yağlı Arnavut Ciğeri tarifini vereceğim.

Bazen hangisinin daha yorucu olduğuna karar veremiyorum. İşte çalışmak mı, evde olmak mı. Aslında karar veremeyecek bir şey yok. Elbette evde bazı haftasonları işi aratıyor. Bazı Pazartesileri işe geldiğimde bütün gün oturabilme ihtimalime seviniyorum.

–   Cumartesiyi nispeten sakin geçirdik. Malum ben sabah 05:00’deki uçakla Antakya’dan  İstanbul’a gelmiştim. Saat 16:00’ya kadar iyiydi ama sonrasında uzun zamandır ihmal ettiğimiz bir AVM’yi ziyaret etmek gibi bir gerekliliğimiz oldu. Ziyareti gerektiren sebebi bertaraf ettikten sonra AVM’deki D&R’a girip defterime not aldığım kitapları sordum. İkisini buldum, birini bulamadım. Sonra dayanamayıp LEZZETLİ ÖYKÜLER’i sordum, var mı diye. Sistemden baktılar. D&R sistemine girmiş ama mağaza stoğunda yokmuş. Gelir, dedi görevli. Ne zaman, diye sordum. Bu hafta içinde, belki yarın bile gelir, dedi. Ben D&R’dan çıktım, kardeşim aradı. O da aynı şeyi, benim yaptığımdan habersiz, Şaşkınbakkal D&R’da yapmış. Ona da aynı şeyi söylemişler. Artık bu hafta bilumum D&R’ları ziyaret edip kontrol edeceğiz demek ki, gelmiş mi gelmemiş mi, diye.

–   Akşam dönüşte kasaba uğrayıp sabahtan sipariş ettiğim ciğeri aldım ve yarın anlatacağım şekilde pişirdim. Ben yaptım diye demiyorum acayip güzel oldu.

–   Ertesi gün bir yere davet edilmiştik. Benden de ekmek yapmamı istemişlerdi. Yatmadan bir tane ekmek yapmaya koyuldum ancak emektar makinemin haznesinin su kaçırdığını gördüm. İş başa kaldı, mikserle hamur yoğurup, fırında pişirdim. Gayet güzel oldu.

–   Sabah da iki tane ekmek mayaladım ama sonuncusunda hamurunu yoğururken mikserin motoru yandı. Beni hiçbir şey yolumdan döndüremez, diyerek elimle yoğurmaya başladım. Nedendir bilmiyorum bir türlü tutturamadım, su koyar da un koyar hesabı planladığımın neredeyse bir buçuk katı bir hamur çıktı ortaya ama son zamanların en müthiş ekmeği oldu.

(sol:tane karabiberli ve biberiyeli, sağ: domatesli kekikli, ön: tane siyah haşhaşlı, cevizli ve kayısılı)

–   Komşularımızdan birinin Darıca’daki yazlık evine gittik. On tane kadar çocuk vardı. Çocuklar çok eğlendi.

–   Hele Defi köpeğe mest oldu. Zaten Bizim Bey uzun zamandır köpek almanın yollarını yapıyordu ve ben de zaten başımda iki çocuk, bir koca var, bir de köpekle mi uğraşacağım diye reddediyordum ama Defi’nin köpekle gün boyu oynamasını görünce yelkenleri suya indirir gibi oldum. Belki sabah akşam köpeği gezdirme bahanesiyle kendi kendime yürüyüş yapma fırsatı çıkabileceğini düşündüm.

–   Gece, gün boyu iki çocuğun peşinde koşmaktan bitap düşmüş halde eve geldik.

– Şimdi şükür işe geldim. En son Perşembe ardımda dağ gibi iş bıraktığımı hatırlıyorum ama Cuma günü Antakya’ya gittikten, Cumartesi’yi kısmen evde geçirdikten ve Pazar’ı da sayfiyede havuz kenarı bağ bahçe ile tükettikten sonra bir haftalık tatilden gelmiş gibiyim. Yorgun ama işleri unutmuş bir haldeyim.

Reklamlar