Etiketler

, , , , , ,


Yatıp kalkıp sürekli yeni bir şeyler yapmaya çalışıyorum. İşte başlıkta görünen de son icadım. Ekmek yapmak, farklı ekmekler tasarlayıp pişirmek, yaptıklarımı etrafımdaki herkese yedirmek, yediremediklerim için blog açıp yaptığım ekmeklerin fotoğraflarını çekip onları yazmak yetmedi.

Nereden çıktı bu şimdi? Bilenler bilir (tabii ki blogu yakın takip edenleri kastediyorum) geçen haftasonu bir çiftlik evine, bir çeşit barbekü partiye davetliydik. Elim boş gitmemek için ben de ekmek yaptım. Üç çeşit. Söylemeye lüzum yok, çok nefis olmuşlardı. Zaten bloga koyduğum fotoğraflar da nasıl oldukları konusunda  az çok fikir veriyordu (bkz. 06 Haziran 2011). Herkes ekmekleri nasıl yaptığımı sordu. Açın blogu okuyun, dedim. Okumak güzel de  insan görünce daha iyi öğreniyor, deyince birisi bende şimşek işte o zaman çaktı. Eve dönüş yolu boyunca fikrimiayrıntılandırdım . Pazartesi günü de ofiste birkaç kişiye açarak kendi çapımda bir pazar araştırması yaptım. Hedef kitlemi belirlemiştim, zamanı az olan ama bir şeyler yapmak isteyen çalışan kadınlar. Konuştuklarımdan biri de gebeydi, biraz da duygu sömürüsü yaptım onunla konuşurken, bak bebeğin için en sağlıklısı senin pişireceğin, senden başka kimsenin ellemediğinden emin olduğun, içinde ne olduğunu bildiğin ekmektir, filan dedim (Aslında demedim, demeyi planlamıştım ama gevezelikten unuttum. Deseydim kesin çok daha fazla etkilenirdi. Malum, hamile kadınlar biraz tuhaf oluyorlar, bazen onlara göre bir demekle iki diyorsunuz, bazen de açık mavi dediğinizde koyu gri anlıyorlar. Herneyse, söylemediklerimi Pazartesi işe gidince artık kesin söylerim). Genel olarak olumlu tepkiler aldım. Amatör pazar araştırmam olası ortaya çıkacak sorunlar hakkında bayağı fikir verdi.

Artık projeyi açıklayayım:

Olay şudur, her şeyin bir atölyesi var. Müzik dinleme atölyesi, film seyretme atölyesi, sinema atölyesi, kurabiye atölyesi, yaratıcı yazarlık atölyesi, kek- pasta atölyesi, makyaj atölyesi ve tabii ki ekmek atölyesi.

Ancak bu atölyelere katılmak öyle kolay değil.

1)      Bir kere kontenjan var (Bizde olmayacak)

2)      Bazılarında devam zorunluluğu var (Bizde yok, gelmezseniz siz kaybedersiniz)

3)      Kayıt ücreti var (Bizde yok, bu ücret genelde malzeme için alınıyor. Nasıl olsa herkes kendi malzemesini kullanacak. Öğretmen parasınıdan ben kendim gönüllü feragat ediyorum. Kiramız yok. Sizden bir şeyler çıkarmamıza gerek yok. Kısacası aramıza para gibi ucuz şeylerin girmesine gönlüm müsaade etmez).

4)      Bir yerlere gitmeniz gerek (Malum, adı e-atölye. Bir yere gitmeyeceksiniz, kendi kendinize evinizde olacaksınız).

5)      Öğreten insanın öğretmen otoritesi var (Bizde yok, kendi kendimize eğleneceğiz işte).

6)      Zaman ayırmak gerekli (Her ders için en fazla 15-20 dakika yeterli olacaktır.

Herhalde daha  da uzatabilirdim bu maddeleri. Bence yeter.

Bu atölyeye katılmak için evinizden çıkmayacak, para ödemeyeceksiniz. Daha ne olsun. Bir tarih ve saat belirleyeceğiz. Ben bunun için en uygun zamanın Cumartesi sabahı olduğuna karar verdim. Saat dokuz gibi iyidir. Kafamda web-cam kurmak var ama işin teknik kısmını bilemiyorum. Zorda kalırsam video kaydı kullanırım. Ben görüntülü olarak (1) ekmek hamuru yapımını anlatacağım, iki saat kadar mayalanacak, sonra (2) fırına vereceğim, (3) fırından çıkarıp pişmiş halini göstereceğim. Bu arada ekmek makinesi kullanılarak yapsaydık ne olurdu onu da anlatacağım ki makineyle yapmak isteyenler de kolaylıkla yapabilsinler ekmeklerini. Sonra atölye katılımcıları da yaptıkları ekmeklerin fotoğraflarını çekip gönderecekler, ertesi gün blogda yayınlayacağız.

Baktım iyi tuttu, kayıtları DVD yapar, satarım. Helalinden ekmeğimi kazanmış olurum. Bu arada sponsor olmak isteyen çıkarsa ne ala, elbette hayır demeyiz.

Atölyeye şimdilik iki kayıt aldım bile. Dediğim gibi kontenjan sınırı yok. Tek kaprisim var, malzemesi eksik geleni sınıfa almam, kanaat notunu kırarım ona göre.

Bu yazıya yorum yazarak atölyeye kayıt olabilirsiniz. İlk dersin bir hafta içinde olmasını planlıyorum. Bazı teknik noktaları halletmem lazım. İlk dersin tarihini buradan ve twitter’dan takip edebilirsiniz. Kayıt olmaya karar verirseniz bu heyecanınızı arkadaş, eş dostla paylaşmanızın işi sizin için daha eğlenceli hale getireceğini söylememe gerek yok herhalde.

Düşünsenize, Pazar sabah kahvaltısında mis gibi kendi pişirdiğiniz taptaze ekmeği yiyeceksiniz.

Benim açımdan böyle bir şey yapmayı denemeye değer. Beceremezsem de yaptım, olmadı derim, olur biter. Gocunmam yani.

Bu da benim bu sabah saat 06:00’da kalkıp mayaladığım hamurun ekmek hali. Atölye’ye kayıt için ikna edici olsun diye koydum.

 

 

Reklamlar