Etiketler

, , , , , , ,


Güya her gün bloga yazmayacaktım. Bir koltuğa kaç karpuz sığar hesabı, romansı uzun öykümü yazmak için. Zaten yazdıklarım ya öykümsü ya romansı…bunlar da blogumsu olsun. Koltuk demişken, bir kitap okuyorum, bitmesin diye de mahsuscuktan yavaş okuyorum hani, adı KOLTUK. İnternettte acayip fantastik projeler yapmış, fotoğrafını gördüğümde nedense bana Elf’leri çağrıştırmış olan Benjamin Parzybok diye bir adam yazmış. Ben öyle pek sevmem fantastik kitapları, olağandışı kurguları ama bunu çok sevdim öyle ki bir cildini okuyup sonrasına dayanamadığım Yüzüklerin Efendisi serisinin tamamını okumayı  bir kere daha düşünmeye başladım. Belki de kimbilir, o zaman o müthiş şaheseri anlayabilecek kapasitede değildin, diyenleri duyar gibiyim. Güler geçerim. Malum kitaplar konusunda pek bir ukalayım. Elbette anladım, hatta pek bir çocukça geldi bana anlatılanlar. Olay örgüsü gayet basitti, müzikte bir temanın çeşitlemesi gibiydi. Aslında müzikte çeşitlemeleri de pek severim. Beni Yüzüklerin Efendisi’nde hayran bırakabilecek tek şey bir babanın (ki o Tolkien amca oluyor) çocuklarını onlara böyle bir dünya yaratacak kadar sevmiş olmasıydı. Tolkien’e bir yazar olarak değil de bir baba olarak imrenmiştim sanırım. Şimdi Serenad yorumuma her gün itiraz eden birileri muhtemelen buna da itiraz ederler. Benim de fikrim bu. Ne olursa olsun tüm dünyada bunca insanı etkileyen bir eser muhakkak ki büyük bir eserdir. Bu kadar etki yaratmasının tek sebebi de bence insanların kısır hayal güçlerini harekete geçirip onlara birilerinin gerçeklerden kaçış kapılarını bulduğunu göstermesidir.

Lezzetli Öyküler’in peşinden gelecek olan işte bu türü belirsiz anlatımı yazammamın tek sebebi zamansızlık. Öyle zaman fakiriyim ki, şöyle bacağımı filan kırsam ve evde otursam neredeyse havalara uçucam sevinçten. Hayal bu ya yerimden kalkamayacağım, kimseye de hayrım dokunamayacağı için sadece oturduğum yerde, bilgisayar dizlerimde yazacağım. Pek bir temiz kalpliyimdir (diyorsa biri inanmayın) şimdi olur filan, yok bunun için bir zaman belirleyelim, tatile Bodrum’a gidip geleyim ondan sonra ne oluyorsa olsun.

Bazen böyle oluyor, klavye ishali gibi oluyorum. Hani saatlerce daldan dala yazasım geliyor. Yok, klavye ishalini sevmedim. ‘Klavye manisi’ daha şık bir terim.

Dünden kalan ekmek tarifi vaadim için boş sayfa açmıştım, neler yazdım neler. Başladığım yere geri dönecek olursam, bitirdiğimde daha etraflıca yazarım ama (başladığım…bitirdiğim…durum fena) KOLTUK bu yaz günlerinde okumak için çok elverişli bir kitap. Filminin yapılacağına, ana üç karakteri çok sıkı isimlerin oynayacağına nerdeyse kesin gözüyle bakıyorum. Yönetmenini de buldum. Tim Burton. Yan rollerden birinde Johnny Depp de olursa süper olur. Benjamin Parzybok da kesin kendi kitlesini tüm dünyada yaratacak bir yazar olacak. İleride ‘Dediydim,’ derim. ‘Buraya yazıyorum.’

Hadi ekmek tarifi gelsin.

KARIŞIK ÇEREZLİ EKMEK

Elbette bu ruh halime çok uygun. Şu hipomanik halim ne kadar eğlenceli ise ekmek de bir o kadar lezzetli oldu. Fikri veren çok sevgili arkadaşım Samu her ne kadar tatilde olma sebebiynen ofiste olmadığı için yiyemiyecekse de bu ekmeği ona  ithaf ediyorum. Samu’nun psikiyatrist olduğunu söylesem, yukarıda okuduklarınız daha bir anlam kazanır mı acaba? Öyle işte bir psikiyatrist, bir nörolog aynı odada çalışırken ekmek kurguları yapıyoruz biz (ultra devirik cümle).

Malzemeler:

–                1 paket karışık çerez (Marka söylemek istemiyorum çünkü bana bir getirisi yok. Bu dünyada her şey para mı? Elbette! Gerçekten markayı hatırlamıyorum, ama pakette ‘Natura Mix’ gibi bir şey yazıyordu)

İçinde badem, fındık, ceviz, kuru üzüm, günkurusu, kuru incir vardı.

–                Üç çroba kaşığı toz, siyah haşhaş

–                300 cc su

–                2 çorba kaşığı sıvı yağ

–                500 gr beyaz un (bir un sponsoru bulmalıyım!)

–                1 tatlı kaşığı tuz

–                1 tatlı kaşığı toz şeker

–                1 paket (7-10 gr kuru maya)

Makinede 3 saat 20 dakikalık bir programda hazneye malzemeleri bu sırayla koyarak ya da elle yoğurup iki saat mayalandırdıktan sonra (1. saat sonunda bir kere daha hafif bir yoğurmanız gerek) 1800 ye ısıtılmış fırında 40-50 dakika üsütü kızarana dek pişiriyorsunuz. Fırında pişirdiyseniz çıkardıktan sonra hafifçe üstünü ıslatıp sarıyorsunuz ki kabuğu yumuşak olsun. Makine kullananlara söylemeye gerek yok, hazneden çıkarmak için pişirme bittikten sonra bir 10 dakika bekleyince ekmek hazneyi ters çevirince hemen çıkıyor. Afiyet olsun. Yapan olursa fotoğraf göndersin.

Reklamlar