Etiketler

, , , , , , ,


Çarşamba günü tesadüfen bir link üzerinden bloga giriş olduğunu fark ettim. Araştırınca gözlerime inanamadım. Ziyaretçi gönderen yer sabitfikirdi. sabitfikir, İdefix’e bağlı olarak bir süredir yayınlanan bir edebiyat dergisi. İdefix’ten alışveriş yapanlar zaten yakından bilirler, çünkü kitap paketlerinden ücretsiz çıkar. İlk yayınlanma zamanını hatırlamıyorum ama ben uzun zamandır online olarak takip ediyorum yani aklıma estikçe, sık sık ne var, ne yok diye bakıyorum. Eskilerden beri, yani yaklaşık 20 yıldır çeşitli edebiyat dergilerini takip eden bir okur olarak  en kapsamlı dergilerden biri olduğunu belirtmeliyim. Elbette bunda derginin online bir dergi olmasının payı büyük. Sürekli güncelleniyor, edebiyat söyleşilerinin videoları hemen hemen ertesi gün seyredilebiliyor, vs…

sabitfikirin benim bloguma ziyaretçi gelmesinin sebebi defter’den bir kitap yorumumu alıp ana sayfaya koymalarıymış. defter’i takip edenler yakın zamandaki yazılardan bu kitap yorumu yazısının ne olduğunu sanırım tahmin edeceklerdir. Son okuduğum, beğendiğim ve her zamankinden biraz daha farklı bir üslupla anlattığım “Koltuk (Benjamin PARZYBOK). Koltuk hakkında okurken ara ara dayanamayıp yazmıştım aslında ama bence de yazdığım son yazı en güzeli olmuştu.

Bilgisayarımda defter için bir dosyam ve onun alt dosyaları var. Bugün, bu yazıyı yazmadan önce “Bir Kitap Hakkında” dosyasına baktım, blogda yazmaya başlayalı beri, 19 Ağustos’ta defter altı ayını dolduracak, yirmi üç kitap tanıtımı/yorumu/eleştirisi, artık her  ne olarak adlandırılırsa, yazmışım. Yazdıklarım eleştiri sayılır mı bilemem, emin değilim, belki de kendimi  o kadar yetkin görmediğim için olabilir ama tanıtım yazısı kadar da basit değiller bence. En doğru tanım ‘yorum’ sanırım. Yüzde elli tanıtım, yüzde on teknik değerlendirme, yüzde kırk beğeni.

Yirmi üç kitabın altısı geçmişte okuduğum, on yedisi son altı ayda okuduklarımmış. Belki geçmişe dönük yazsam bu sayı çok çok daha artar, binlerce olur, sırf bunun için ayrı bir blog bile oluşturabilirim, ancak yeni okunanlar hakkında yazdıklarım kadar dumanı üzerinde tüten yazılar olmaz.

Neyse, sabitfikir her ne kadar bloga bir not bırakarak suretiyle haber vermediyse de beni çok gururlandırdı. Domingo Kitap’ın bu yazının sabitfikir’de olmasıyla ilişkisi var mı, onu da bilemiyorum.

Sonuç itibariyle okuyorum ve yazıyorum. Durum budur. İlgilenenleri her zaman defterin sayfalarına beklerim.

Şimdilerde ne okuduğumu mu merak ettiniz? Son yüz sayfadayım, birkaç güne kalmaz yazarım.

 

http://sabitfikir.com/elestiri/koltuk

https://selgingb.wordpress.com/2011/07/30/koltuk-benjamin-parzybok/

Reklamlar