Etiketler

, , , , ,


İki hafta kadar önceydi. Bir gün akşama doğru nereden estiyse, ardı ardına LEZZETLİ ÖYKÜLER’le ilgili tweet atmaya başladım. Bir çeşit durup durup efkarlanmak diyelim. Sonra twitter’da baktım bana mesaj gelmiş. Gönderen Kadir Aydemir’di. Yitik Ülke ’nin başındaki kişi. Bana kitabımın hangi yayınevinden çıktığını sordu, yazdım. Tüh tüh’lenen bir mesajla yanıt verdi. Keşke daha önce onlarla irtibat geçmiş olsaymışım, dedi. Yine de tanıtımı için yardımcı olmaya çalışacaklarını ilave etti. İki gün sonra kitabım Yitik Ülke’deydi. Kadir Aydemir beni de Yitik Ülke sakinleri arasına dahil etti. Sevindim. Bir bakıma artık yersiz yurtsuz değildim, topraklarında benim gibilerin hayat bulduğu bir ülkenin gökyüzü altında olmanın verdiği güveni hissettim.

Kadir Aydemir on yılı aşkın bir süredir Yitik Ülke adı altında özellikle de internette edebiyata dair çeşitli faaliyetlerde bulunuyormuş. Açıkcası Yitik Ülke’yi biliyordum, ancak çok da detaylı bilgiye sahip değildim. Yitik Ülke sakinleri bir sürü güzel kitap yayınlamışlar, bir takım güzel projelere imza atmışlar. İşte “80’lerde Çocuk Olmak” bunlardan birisi. Elbet başkaları da var “Olimpos Öyküleri” , “Bozcaada Öyküleri” gibi. Geçen hafta başında “80’lerde Çocuk Olmak”ı idefix’ten sipariş etmiştim. Bugün ofise geldiğimde masamda duruyordu. Elime aldım, içine baktım. Tam 333 kişi bu kitap için 80’lerdeki çocukluklarına dair hatırladıklarından birer tadımlık yazmışlar. Karar verdim, eve götürmeyecektim kitabı. Duracaktı masamda. Arada sıkılıp bunaldığımda açıp birer bölüm okuyacaktım. Öğlene kalmadan böyle olmayacağını anladım. Herkes öyle içten, öyle duru, öyle yaşadığı gibi anlatmış ki, elimden bırakamayacağım belli olmuştu. Ofiste okumaya kıyamadım, çantama koydum. Evde yavaş yavaş, geceleri yatmadan birer bölüm okuyacağım. Bir de bir süre evde ortalarda dolansın, eve gelen giden (öyle çok gelen gidenimiz yoktur ama) eline alsın istedim.

İdefix siparişimi tamamladıktan sonra internette Bozcaada Öyküleri ve Olimpos Öyküleri’ne de bakmış, pakete onları eklemediğime pişman olmuştum. Hele ki Yitik Ülke’nin tamamlanmak üzere olan projesine davet alınca, keşke Bozcaada Öyküleri’nde ben de olsaydım, diye yazıklandım. İşte böyle…Aklınızda olsun, orada bir yerde bir Yitik Ülke ve onun güzel kitapları var. Özellikle bu üç kitap benim gibi bir kitabı bitirip diğerine başlarken geçiş sancıları çekenler için ara dönemde okumaya birebir gelebilir. Malum, bunlar öykü…Öyle sindire sindire okumak gerekir.

Reklamlar