–         İzmir’deyim. İki gün buradayım. En son Konya’ya gitmiştim. Arada bir Antalya’ya gidişim vardı, iptal oldu. Sonuçta 1 ay sonra ofis dışına çıktım. Haftasonunda bir ara Bizim Bey herhalde darlandığımı anladı, “ Sen çok kaldın zaten buralarda, epeyi zamandır gitmedin bir yere,” dedi. İyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi söyledi, bilemedim. Aslında önümüzdeki günlerde seyahat çok. Evde geçen günlerin kıymetini bilmek lazım.

–         Sabah uçağa giderken ne çok şey vardı kafamda yazacak. Hafiften hipomanik kanala bağlandığımı bile düşünmedim değil. Şimdi nedense hepsi uçtu gitti. Uçakta yediğim peynirli sandviçten olabilir mi?

–         Dün akşam işten eve dönerken evde pastane poğaça yapmayı kurdum. İşte ben İstanbul trafiğini bu sebepten seviyorum. Kuruyor, kurguluyorum. Normal şartlarda sahip olamayacağım düşünme zamanına sahip oluyorum. Mesela evde desem ki, “Ben şimdi yatak odasına gidip pastane poğaçasını nasıl yaparım, onu düşüneceğim. Kimse gelmesin yanıma yarım saat,” desem…Olmaz yani. Mümkünü kabil değil.?!

–         Eve gidince tasarımı hızla hayata geçirdim, hamuru ekmek makinesinde mayaladım. Mayalanma süresi bitip de hamuru elime alana kadar heyecanla bekledim. İlk kez denediğim çuvallamam oldukça olasıydı. Oldu ama, hamuru başarıyla mayaladım. Sonra da Defi’yle birlikte poğaçaları yaptık. Bir parça hamur da Defi’ye verdim. Poğaçaları tepsiye dizdikten sonra ben üstlerine yumurta sarısı sürerken Defi de çörek otu koydu. Süper ötesi şahane oldular, aynı pastaneden alınan poğaçalar gibi yumuşak ama daha az yağlı ve içi bol oldu. Evde olmayacağım 2 gün boyunca sabahları evdekileri idare eder sandım ama Defi bile 2 tane yedi.

–         Poğaça hamuru mayalanırken de bu akşamın yemeğini hazırladım. Patates Oturtma. Bu arada bugünün menüsünü de vereyim, çünkü gün içinde bir daha bilgisayar açamayabilirim.

PATATES OTURTMA

PİRİNÇ PİLAVI / MAKARNA (Artık annem hangisini uygun görürse)

YOĞURT

ÇOBAN SALATA

–         Sabah evden çıkmadan önce okumakta olduğum Barış BIÇAKCI kitabımı, BAHARDA YİNE GELİRİZ i bitirdim. Dün de İdefix’ten SİNEK ISIRIKLARININ MUALLİFİ dahil külliyatın bende olmayan kısmı geldi. Bir arkadaşım gelen kitapları görünce “Ben yazarın yerinde olsam böyle okura elimle verirdim kitaplarımı” dedi. Barış BIÇAKCI yı okumaya kıyamadığım yazarlar sınıfına aldım. Yine de SİNEK ISIRIKLARININ MUALLİFİ ni dayanamayıp hemen okuyacağım.

–         Defi dün akşam bugün okulda fotoğraf çekimi olacağı için çok heyecanlıydı. Ben ondan daha heyecanlıyım galiba. Dudağındaki kabuk fazla belli olmaz inşallah.

–         Durum budur yani… Şimdi el çantamda derin bir sondaj yapıp slayt atlatıcıyı bulmalı ve öğlen yapacağım konuşmanın son hazırlıklarını tamamlamalıyım.

 

Reklamlar