Etiketler

, , , ,


Bugün sizi 9 yaşındaki bir çocuğun okuduktan sonra sağlam bir 3 gün, belki de bir hafta, etkisinden çıkamayacağınız hikayesini  okumaya çağıracağım.

Bu kitap, okunacak kitapların durduğu kitaplığın raflarında beklediği sırada Bizim Bey bizden bin küsur km uzakta hikayeden uyarlanmış filmi izlemiş, telefonda uğradığı dumuru anlatacak söz bulamamıştı. Bu nedenle okuma listemdeki diğer kitapları öteledim ve okumaya başladım. Siz deyin iki, ben diyeyim üç saat sonra ben de aynı tutulma halinden muzdarip oldum. Her ikimiz de okuduğumuzdan ve seyrettiğimizden öyle etkilenmiştik ki, ne ben filmi seyredebilme cesaretini gösterebildim, ne de o kitabı okuma cesaretini. İkimiz de bir daha aynı sarsıntıyı kaldıramayacak haldeydik. Aramızda ovalar, dağlar ve göller vardı.

Bruno II. Dünya Savaşı sırasında büyümeye çalışan, ailesi ile Berlin’de, büyük bir evde yaşayan bir çocuktur.  Umutsuz Vaka  adını verdiği, on iki yaşında bir ablası vardır. Bruno’nun babası bir Nazi subayıdır ve bir gün Führer (Bruno onun adını Fury zannetmektedir)  yanında çok güzel kadınla evlerini ziyarete gelir. Ziyaretin ardından Bruno’nun babası terfi eder, karagah komutanı olur ve aile Bruno’nun adını Out-With (Auschwitz) diye anladığı bir yere taşınırlar.

Out-With denilen yerde Bruno kendini çok yalnız hisseder. Etrafta kendilerininkinden başka bir ev ve dolayısıyla da başka çocuk yoktur, bütün sevdiği arkadaşları Berlin’de kalmıştır. Çocuk yoktur ama eve çok sayıda asker girip çıkmaktadır. Bruno’nun babasının ofisi de evin içindedir ve içeri girilmesi kesinlikle yasaktır. Bir gün Bruno pencereden bakarken dışarıda bir grup tek tip pijama giymiş, saçları kazınmış insanlar görürür. Bu kişilerin kimler olduğunu sorduğunda babasından onların gerçek insan olmadığını, sadece Yahudi olduklarını öğrenir. Bu sırada Gretel, öğretmeninin etkisi ile normal bir genç kızdan koyu bir Nazi’ye dönüşmekteyken Bruno hâlâ macera ve tarih kitapları ile ilgilenmektedir.

Macera hikayelerinin tutkunu olan Bruno, merakının ve cansıkıntısının bir araya gelmesiyle etrafta keşif yapmaya karar verir. Keşif gezisi sırasında tel örgülerin diğer tarafında Schmuel adında kendisiyle aynı yaşta bir çocukla karşılaşır. Schmuel de Bruno gibi yalnızdır, yanında sadece babası vardır, annesi ve kardeşlerinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Schmuel babasını kamp içinde kaybetmiştir, bulamamaktadır. Bruno ve Schmuel her gün tel örgünün biri bir tarafında, öbürü diğer tarafında buluşmaya başlarlar. Kısa sürede çok iyi iki arkadaş olurlar.

Out-with’de mutsuz olan sadece Bruno değildir. Oraya gidişlerinden yaklaşık bir yıl sonra annesi sonunda çocuklarla kendisinin Berlin’e dönmesi konusunda Bruno’nun babasını ikna etmeyi başarır. Berlin’e dönmeden önce son bir macera olarak Bruno, Schmuel gibi çizgili pijama giyip tel örgünün öte tarafına geçerek babasını bulmada Schmuel’e yardım etmeye karar verir.

Hikaye ciddi mantık hataları içermekle birlikte başta söylediğim gibi oldukça etkileyici. Bir çocuk kitabı olarak yazılmış ve ülkemizde de çocuk kitapları yayınlayan TUDEM tarafından basılmış. Çocuk kitabı olması nedeniyle dil oldukça akıcı, bir solukta okunup bitiyor ama kitabın sonundaki dram kitabı erişkinler için bile fazla ağır bir taşa dönüştürüyor.

Kitap İngilizce olarak 2006 yılında yayınlanmış. Yazarı, kitabın ilk taslağını çok az uyuyarak iki buçuk günde yazmış. Kitap tüm dünyada 5 milyondan fazla satmış, dünyanın birçok ülkesinde uzun zaman en çok satan kitap olarak kalmış. Hikayenin vurucu etkisinin yanı sıra 9 yaşındaki Bruno tarafından anlatılması sebebiyle kurgusunun oldukça basit, anlatımın olabildiğince yalın olması bence bu kadar çok satmasının altındaki temel nedeni oluşturuyor.

Bu kitaptan burada uzun süredir bahsetmeyi istiyordum. Tesadüfe bakın ki, 23 Nisan Çocuk Bayramı’na denk geldi. İçinde bulunduğumuz koşullar da düşünüldüğünde hangi görüşte olursa olsun herkesin bu kitaba birkaç saat ayırması gerektiğini düşünüyorum.

Hepinizin Çocuk Bayramı kutlu olsun….

Reklamlar