Ben çok canlı rüyalar görürüm. Bazen öyle ki rüyalarda ikinci bir yaşam sürdüğümü bile düşünüyorum. Birisine anlatmaya başlamışken 3. bir kişi dinlemeye başlasa ve bilmese onun rüya olduğunu kolaylıkla film olduğunu sanır, “Bu filmin adı ne?” diye soran bile olmuştur. Durum böyleyken bazı sabahlar görümüş olduğum rüyanın etkisinde çok yorgun olurum ve hatta gün içinde yarı rüyadaymışım gibi halim devam eder.

Bu sabah uyandığımda içimde tarifi zor, derin bir hüzün vardı. Sanki yatmadan evvel çok üzüntülü bir haber almışım, ağlaya ağlaya uyuyakalmışım gibi. Bir önceki akşamı düşündüm. Çay içmiş, başladığım yamalı battaniye için tığla artık yğnlerden kareler örerek dizi seyretmiş sonra da yatmıştım. Eşimle kavga filan etmemiştim, Defi gayet huzurluydu, bir gün önce ameliyat olup öğleden sonra eve çıkan annemin ağrısı yoktu, Kem iyiydi. Eeee…. Ne olmuştu da ben bu haldeydim? Sanki dakikalar geçtikçe içimdeki hüzün daha bir koyulaşıyordu.

İkinci fincan kahvemi yudumlamaya başlamıştım ki, sabah sabah beni yerlerde süründürenin ne olduğunu hatırladım. Dün gece tam yatağa gitmeden önce pek saygıdeğer sağlık bakanının tecavüze uğrayıp hamile kalmış kadınların bebeklerine ne olacağı konusuna ilişkin yaptığı açıklamayla ilgili tweetleri okumuştum.

Üç gündür blog yazımı yazıp yazıp siliyordum. Dün son yazdığım yazı  duruyor ama öfff  işte…

Geceleri kabus görmek neyse de… bu uyanık görülen kabuslara bünye dayanır mı, bilemiyorum.

Abudik, gubidik konularda meclise yasa teklifleri verilip tv deki dizi oyuncuları bile baskı ile evlendirilirken, kabusun sanki bir sonraki bölümünü, görür gibi oldum. Onu buraya yazmayacağım çünkü hiç de ben demiştim, demek istemem. Benim için geç ama bir kızım, doğması muhtemel kız torunlarım var….

Ben uyanmak istiyorum ama biliyorum ki devam edecek, hem de en koyusundan.

Öyle yani…

 

 

 
Reklamlar