Etiketler

, ,


Bayağı tartışmalı bir haftaydı. Sonunda dün akşamın ilerleyen saatlerinde boş vermeye karar verdim. Genel hayat felsefemin çerçevesine aldım konuyu. Nasıl ki, günlük hayatımda biri için önem arz etmediğimi düşünüyorsam ben de onu önemsemiyorum, bundan sonra da ülkede olup biten, oluşturulan suni gündemleri umursamayacağım. Ben de böyle yaparsam, sonra ne olur kısmıyla da ilgilenmiyorum. İçim sıkıldı. Hani iki birbiriyle alakasız konuyu nasıl onlar bir araya getiriyorlarsa ben de bir tepki olarak onların birleştirdiklerini kafamda ayırıp sonra da çöp kutusuna yolluyorum. Adamlar açıkladırlar zaten diğer %50 olarak umurlarında bile değiliz.  

Zaten kürtajın benimle de hiç mi hiç ilgisi yok. Öğleden sonraları evlilik programlarını izleyip izleyip evdeki adama baktıkça “Ben sokağa çıksam bundan daha iyisini elli kere bulurum,” deyip sonra başına olmadık işler açan kadınlar gebe kaldığında nerede ve nasıl başlarının çaresine bakıyorlarsa baksınlar. Tecrübeyle sabit ki, bunları ne kadar eğitip yola getirmeye, yardım etmeye çalışsanız da olmuyor. Üreyeceklerse de üreyecekler. Bizim şirketin bahçesindeki kedi nasıl senede dört kere gebe kalıyorsa onlar da gebe kalmaya devam edecekler ve bizim gibi cinslerin de türü giderek az üremekten ötürü yok olup gidecek…

Neyse ahali, bugün Cuma. Gönül isterdi ki Bizim Bey’le şöyle bir geceye aksaydık. Duygudurumum acayip yükselmişken boşa gitmeseydi lakin yapacak bir şey yok, anane ameliyatlı, çocukları bırakacak kimse yok. Yüzsüzlüğün de bir sınırı var değil mi? Dua edelim de haftaya anane tamamen iyişleşmiş olsun, eh bir de bu duygudurum bir hafta korunur mu, korunursa sonuç ne olur, bilemem…

Akşamın olası tablosu belli aslında. Saat 22:00’den sonra çocuklar uyumuş, bir kanepenin sağ köşesinde ben, diğerinin sol köşesinde Bizim Bey oturmuşuz, ayağımı altıma almışım, lamba iyice kısılmış, şarabın yarısı geride kalmış, elimde tığım ve parça yünlerim, Yalan Dünya seyrediyor olacağız. Sonrasında şansımıza Okan Bayülgen’de muhabbet iyiyse ona sararız. Baktık olmadı CD’yi takarız ve bir şişe daha şarap açarız.

Bu haftanın keşfini de sizinle paylaşayım ve gideyim. Ben gün boyu muhtemelen dinliyor olacağım. Üzerine bilahare konuşuruz. Benim tanımlamamla tarazlı sesiyle Mehmet ERDEM’i takdimimdir ( Bizim Bey bozulmasın diye fazla övgü dolu sıfatlar yazamıyorum, öyle yani…)

http://www.youtube.com/watch?v=MiFlGDSFCLU&feature=related

P.S. İtiraf edin “…elimde tığım ve parça yünlerim” kısmına takıldınız değil mi? Takılmadıysanız sorun yok. Eğer o beş kelime tabloya uymadı gibi geldiyse, merak etmeyin, anlatırım. Ama sonra…

Reklamlar