Etiketler

, , ,


 Bugün size çarşamba günü sabah yaptığım bir dizi şaşkınlığı (aslında tam karşılığı ‘salaklık’) anlatmak niyetindeyim.

Annane yazlığa gittiği için Defi de Zürafa Anaokulu’na geri döndü ama her sabah benim için bir ızdırap. Bu çocuk hayatı boyunca uyandıktan sonraki saatlerde ters, zor bir insan olacak diye korkuyorum. Hani, normal insan halini alması öğlene kadar sürenler vardır ya…

İşte güç bela evden Defi’yle çıktık, onu okula bıraktım. Para çekmem gerekiyordu, çünkü günlerdir cüzdanımda Dublin’den kalan Avro’ların yanında tek kuruş TL olamadan dolaşıyordum. Bakın şimdi başka bir şaşkalozluk daha geldi aklıma ama konuyu dağıtmadan devam edeyim.

Kayışdağı Caddesi’nde kesin bir ING Bank vardır, diye düşündüm ve Kayışdağı’na doğru caddede ilerlemeye başladım. Yanılmamıştım, ileride solda vardı. Ortadaki refüj sebebiyle bayağı bir gittim ve göbekten geri döndüm. Bankanın önüne park ettim, arabadan çıktım, sabahın körü olamasından ötürü sıra olmayacağına yürekten inanarak bankaya doğru ilerlerken bir de ne göreyim, banka değil Little Ceasers’ ın önündeyim. Önce bir anormallik olduğunu fark ettim ama ne olduğunu anlamam için beş saniye geçmesi gerekti. Hay bin kunduz, diyerek arabama geri bindim ve bu sefer sağıma daha dikkatli baktım ve gerçekten ING Bank’ın önünde durdum. Bankadan içeri girince sıra konusunda yanılmadığımı gördüm, iki gişede iki kişi, benden hariç bekleyen de bir kişi vardı. Gişe boşalınca gittim, para çekmek istediğimi söyledim ve nüfus cüzdanımla birlikte banka kartımı uzattım. Gişe memuru nüfus cüzdanımı kenara koydu, önce banka kartıma sonra da bana baktığı anda kafamı uzatıp elindeki karta ben de baktım. Bu sefer anlamam için fazla zamana gerek olmadı, ‘Yanlış kart vermişim,’ diyerek uzanıp IKEA Aile kartını aldım, banka kartımı uzattım.

Valla suç bende değil. Hepsi turuncu, ben ne yapayım?!

P.S. Bu yazının içinde adı geçenlerle hiçbir reklam ilişkisi yoktur.

Reklamlar