Etiketler

, , , ,


Sevgili okur,

Bugün niyetim sana  ekmek tarifi vermek (ti… ama yazı uzadı, tarif yarına kaldı. Baştan söyleyeyim) . Ekmek tarifi vermeyeli uzun zaman oldu. Ben yine sıklıkla ekmeği evde  yapıyorum, bazen de endüstriyel ekmek alıyoruz ama öyle bir şey oldu ki, bundan sonra dışarıdan ekmek almam pek mümkün görünmüyor.

Vancouver’a giderken her şeyi mükemmel yapmaya çalıştım ama olmadı. Hatırlarsan evin tüm sigortalarını kapatarak arkamda evi geldiğimde cesetle doluymuş gibi bulmak üzere alt tarafı tamama yakın boşaltılmış olsa da buzluğunda bilumum et ürünleri olan bir buzdolabı bıraktım. Şükür Sesil beşinci günde müdahale etti ve ben dün geldiğimde eve gyıllardır hayalini kurduğum bomboş ve temizlenmiş, misler gibi vanilya kokan bir buzdolabı buldum, evliliğimizin ilk günlerindeki gibi. İtiraf etmeliyim ki, buzdolabıyla aramıza giren on beş günlük ayrılık on üç yılın üstüne aslında fena da olmadı.

Öğlen saatlerinde eve gelişimizi takiben valizlerin içindekileri yerleştirdim. Bir valiz Kanada valiziydi, içi açtığım zaman Selimiye’de iki şort ve iki t-shirt ile geçirdiğim günlerden sonra ilgisiz, birini üstüme giydiğim vakit her an bir kokteyle katılabileceğim  kıyafetlerle doluydu.

Bizim Bey sağolsun, birlikte evi temizledik ve akşamüstü markete gittim. Market poşetlerini boşaltırken mikrodalganın üstünde bir poşet dikkatimi çekti, aldım açtım ve şok oldum. İki adet, Uno marka hamburger ekmeği bana bakıyordu. Bizim Bey’i çağırdım, ona gösterdim. İnanmadı tabii… Evirdik, çevirdik, küf aradık. Kestik baktık, ııııh… Dehşet içindeydik, çünkü onbeş gün kapalı kalmış bir evde, gündüzleri muhtemelen 400C’yi bulan ve hatta geçen sıcaklıkta kalmış olamalarına karşın sapasağlam duruyorlardı. Kenarından kopardık, tadına baktık. Bozulmamıştı. SKT’si 16/07/2012 yazıyordu. Yani on üç gün geçmişti. Bir an çok sık olmasa da ne yediğimiz, çocuklara ne yedirdiğimizi düşünür gibi olduk ama buna fazla dayanamadık, belirmiş düşünce baloncuklarını hızla elimizn tersiyle kovuşturduk.

Ben gün boyu düşündüm, durdum. Yaklaşık yedi yıldır evde ekmek yapıyorum. Çoğunda, neredeyse tümünde paketli, işlenmiş normal veya kepekli un kullanıyorum. Deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki, kendi mayaladıklarım buzdolabı dışında üç gün kalmıyor, küflenmeye başlıyor. Ekmek yapımı için haırlanmış, karışım unların içeriğinden dışarıda kalabilmeleri birkaç gün daha uzun olduğu için şüpheleniyordum ama görüyorum ki, günahlarını almışım. Şimdi merak içindeyim, bu ekmeğin bozulmamasını sağlayan katkı maddesi nedir? Bence birileri bunu açıklamalı. Sonuçta sağlığımız söz konusu ve özellikle bu hamburger ekmeklerini çocukların tükettiği düşünüldüğünde çok ama çok ciddi bir durumla karşı karşıyayız.

Valla denemesi zor değil. Alırsınız bir paket Uno ekmek, paketi açar, bir süre havaya maruz bırakır, sonra da bir poşete sarar, mutfağın bir köşesine koyarsınız. On küsur gün sonunda açar, bakarsınız.

Bundan sonra her ne marka olursa olsun hazır, endüstriyel ekmek benim mutfağımdan içeri giremez. Zorda kaldım mı, gider mahalledeki fırından alırım, o da edebiyle bayatlar, küflenmeden kurtarırsam ufalar, köftenin içine koyarım. Öyle yani….

P.S. Bugün niyetim size kırmızı biberli ve kekikli  ekmek tarifi vermekti ama baktım, girizgâh yine uzun oldu ve konu mühim, onu yarına erteledim.

Reklamlar