Etiketler

, , , , , ,


Cuma günü Radikal Kitap ekinde bir sayfanın köşesinde ilanı gördüğümde çok heyecanlandım. Bir öykü ödülü ilanıydı. Heyecanımın sebebi, anısına öykü ödülünün düzenlendiği yazardı. Selçuk Baran.

Selçuk Baran’ı kaçınız tanırsınız bilmiyorum. Ben nasıl tanıdım, hatırlamıyorum ama ilk okuduğum kitabı “Güz Gelmeden” di. Yeşilçay’ı ve Mehmet Ali Bey’i unutamam. Kapak arkasındaki şu satırlar benim Selçuk Baran’a olan hayranlığımı açıklar aslında.

“Yeryüzünde büyük insanlar var: Peygamberler, başkomutanlar, vatan kurtaranlar, insanlığa hizmet eden bilim adamları… Küçük insanlar da var: Fener bekçisi Affan gibi. Ama hepsi yataklarını kazarlarken, amaçlarına ulaşırken aynı emeği harcarlar. Tıpkı büyük ırmaklarla, küçük çaylar gibi. Hepsi de sonunda denize ulaşırlar.”

“Bir Solgun Adam”da ise dipsiz bir yalnızlık anlatılır, hem de en koyusundan.

“Bozkır Çiçekleri” ise Ankara’nın sokaklarında, küçük insanlar arasında, onarlın umutları ve umutsuzlukları arasında bölüştürülen kasvetle geçer. Bu eseriyle yazar Orhan Pamuk’la 1979’da Milliyet Roman ödülü için yarışmış, jüri bu iki yazar arasında kararsız kalmış ve ödülü Orhan Pamuk Cevdet Bey ve Oğulları ile alırken Selçuk Baran mansiyonun sahibi olmuştur.

Bir de  Selçuk Baran’ın tadına doyulmaz öyküleri vardır. Şükür ki, yakın zamanda bir araya getirildiler ve “Ceviz Ağacına Kar Yağdı” adıyla yayınlandılar.

“Haziran”ın baskısı yok. Sahaflara gidip ararsanız belki bulursunuz ama önce Selçuk Baran’ı tanıyan bir sahaf bulmalısınız ki, bu da öyle kolay bir iş değil.

Otuz beş yaşında ilk öyküsü yayınlanan, hak ettiği ilgi alakayı bir türlü göremeyen, oysa edebiyatımız açısından bakıldığında çok önemli bir isim olması gereken Selçuk Baran, 1994 yılında başarısız bir yazar olduğunu kabullenerek yazmamaya karar vermiş. Ne acı!

Kimlere günümüzde nasıl itibar gösterildiğini gördükçe insanın içi daha bir sızlıyor. Eğer okuduysanız zaten benimle hemfikir olduğunuzdan eminim, yok ahir ömrünüzde bir Selçuk Baran kitabının sayfaları arasında kaybolmadıysanız işte siz de O’nu yok sayan sistemden payınıza düşeni almışsınız demektir.

Neyse…

Adına öykü ödülünün düzenleniyor olması öyle güzel olmuş ki… Sanki çok can bir dostuma iade-i itibar yapılmış gibi sevindim.

Kendi adıma da ayrıca heyecanlandım, zira elimdeki öykü dosyasını hemen hemen bitirmek üzereyim. Ola ki, bitirirsem yollamak bile benim için büyük mutluluk kaynağı olacak.

Bu yarışmadan bir öykü okuru olarak tek bir beklentim var. O da, Selçuk Baran’ın anısına yaraşır birine verilmesi, edebiyatımıza yeni bir ismi kazandırması.

İlanı okuyunca göreceksiniz (hadi buraya bir tık), aslında beklentime karşılık vaad ediyor. Kazanana para ödülü verilmeyecek olması, kitabının Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından basılacak olması yarışmaya ayrı bir güzellik katmış.

Öykülerine güvenenlerin kesinlikle katılmaları gerek diye düşünüyorum. Çünkü katılım ne kadar yüksek olursa o kadar iyi bir eser seçilecektir.

Öyle yani…

 

 

Reklamlar