Etiketler

, , , , , , ,


karışıkMüzikten pek anlamam. Olsam olsam ancak vasat bir dinleyici olabilirim. Bir zamanlar, bir hevesle opera takip ederdim. Altyapısı eksik olan her şey gibi o da uzun soluklu olmadı. Öğrenciliğin bitmesi, Anadolu yakasında sınırlı yaşamayı tercih etmenin kısıtları, bir dönem yaşanan ve hayatı öncesi ve sonrası diye ikiye bölen TUS travması, çoluk ve de çocuk gibi olabilecek tüm bahaneler sebebiyle hayatımda eksik kalan unsurlardan biri oldu.

Herkes gibi ben de temelde bir dinleyiciyim. Günün popüler şarkılarına kulağım aşinadır, sevdiklerim ve sevmediklerim vardır. Dinlemeyi tercih ettiklerim ve elbette reddettiklerim. Yine de beğenimin Türk toplumu ile paralel olduğunu söyleyebilirim. Yeni çıkan bir şarkıyı derinlemesine değerlendiremem. Oysa, Karışık Kaset’in başkahramanı Ulaş öyle değil.

Karışık Kaset, Ulaş’ın kitabı. Ulaş’ı 13 yaşındayken tanıyoruz. Dışarıdan bakıldığında sıradan gün boyu sokakta arkadaşlarıyla vakit geçirebilen bir çocuk ama aslında kendi dünyasında yaşamayı tercih eden, kasetleri, şarkı defteri ve kitabı ile ömrünün sonuna kadar yaşabilecek gibi görünüyor. Ulaş mahalleden İrem’e aşık oluyor. İrem’e hislerini ne kadar uğraşsa da açık açık anlatamıyor hatta kendince ihanete uğruyor ve içindekileri İrem’e karışık kaset yaparak anlatmaya çalıştığı kaseti İrem’e veriyor. Zorunluluklardan ayrı düşüyorlar.

Sonrasında İrem’le Ulaş on yıl sonra tesadüfen karşılaşıyorlar. Tam olacak gibiyken yine olmuyor. Sonra yine bir on yıl daha geçmesi gerekiyor. Bu yirmi yılda Ulaş ve İrem birbirlerinden ayrı, önce genç sonra da erişkin oluyorlar. Ulaş’ın temkinli, sınırları belli hayatı şarkılarla evrilirken İrem farklı olarak yaptığı hatalarla, her yaralanmadan kalan izlerin öğrettiklerini özümseyerek büyüyor.

Kendi müziği olan kitapları severim. Olmayanlardan da sevdiklerim olmuştur. Bu kitapta bir sürü şarkı geçiyor ama kendi müziği olduğunu söyleyemeyeceğim. Belki de ses karmaşasından esas ritmi kaçırmış olabilirim, bilemiyorum.

Karışık Kaset, güzel ve farklı bir kitap. Bir kere eğer kahramanlarla yaşlarınız yakınsa, ki ben onlardan 3-4 yaş büyüğüm,  sizi o zamanlarınıza götürüyor. Mesela Levent Yüksel’in Med Cezir’i geldi aklıma. Nasıl farklı gelmişti bize bu albüm. Sonra Aşkın Nur Yengi’nin Sevgiliye’si mesela… lise yıllarımızda hayatımıza GÜMM diye düşmüştü. Yirmi yaşında, benden epi topu dört yaş büyük bir kız acayip tutkulu aşk hikayeleri anlatıyordu. Gökhan Kırdar’ı ve tabii ki Yerine Sevemem’i unutmayacağım. Üniversetedeydim, bir sevgilim yoktu, hiç olmamıştı, olacak gibi bir ihtimal de görünmüyordu ve bu şarkı her dinlediğimde içime işliyordu ki, hâlâ en sevdiğim şarkılardan biridir.

Karışık Kaset, Uygar Şirin’in üçüncü kitabıymış. İtiraf ediyorum, kitabın kapağını İdefix’te görüp beğendim, öyle aldım. Bazen ukalalar da şekilci olabilirler, kabul ediyorum. Çok beklentim yoktu ve belki de böylesi daha iyiydi. Ulaş tarzında adamlardan hazzetmememden olsa gerek kitapta anlatılan aşk hikayesini çok içselleştiremedim. Mesela bana göre Ulaş’ın kankası Yusuf ve  ikinci on yılda karşımıza çıkan Yusuf’un eşi Tülin çok daha gerçekçi ve olası bir ilişkinin ideal tipleriydiler.

Kağıt bitiyor, toparlayayım (sanki alttan otomatik yenisi gelmezmiş gibi…) Karışık Kaset, temiz bir Türkçe’yle yazılmış, amacı, kurgusu basit ve net , okuruna saygılı, son zamanlarda bir türlü olduramadığımız edebiyatımızda görmekten bezdiren kelime oyunları, yoğun metaforlar ve süper zeki olma çabalarından uzak, altta ciddi bir araştırma ve emeğin olduğu belli, bence kesinlikle dikkate alınması gereken bir kitap. Üstüne bir de arada size kahkahalar attıracağı, gidip bir yerlerden eski albümleri buldurtup dinlettireceği ve iyi, kötü eski günlere götüreceği de garantili. Daha ne olsun?

Öyle yani…

P.S. Kitabın müziği yok dedim ama bu sabah yolda dinlerken aklıma geldi. Bu kitabı özetleyecek bir şarkı var aslında. Hadi Mehmet Erdem’den Olur Ya…   sizler için gelsin. Aslında 2007 tarihli bu şarkı kitabın 2010 da geçen sonunda kendine bal gibi yer bulabilirmiş.

Reklamlar