Etiketler

, ,


işÇalışanlar için iş görüşmeleri her zaman bir muamma, öncelikle önemli bir heyecan sebebidir.

Başından azımsanmayacak iş görüşmesi geçmiş biri olarak tecrübelerimi paylaşmak için en doğru zamanı kaçırmamam gerektiğini düşünüyorum. Şöyle ki, yaklaşık dört yıldır çalıştığım işten ayrıldım ve yeni işimde sözleşmeyi birkaç gün önce imzaladım. Anlatacaklarım ne eski, ne de güncel iş yerimle ilgili olmadığı için  sorun yaratmayacağını zannediyorum.

Yaptığım iş itibari ile mevcudu sınırlı olan iş güçlerinden biri olduğumu söyleyebilirim. Henüz daha ortalardayım ve bu da aslında bir bakıma talep yaratan bir durum oluşturuyor.

Kapalı cümleler… farkındayım ama idare edin, az sonra size şehir efsanesi olmaya aday tecrübelerimin birinden bahsedeceğim…

Gazetelerin insan kaynakları ekleri iyi iş görüşmesi için zaman zaman tüyolar verirler ki, ben bunun yazacak bir şey bulamadıklarında haftayı kurtarmak için yaptıkları bir aktivite olduğundan yüzde yüz eminim.

Birincisi, iş görüşmesinin niteliğini söz konusu pozisyon belirler. Bir arşivciye vereceğiniz ipucu satışçı için kesinlikle dezavantaj olabilir. Bunu tahmin etmek zor değil.

Bir şirketin insan kaynakları ya da aracı kurum ile yapılan görüşmede beni ifrit eden, en çok tırmalayan bir soru var:

Sizce güçlü ve zayıf üç özelliğiniz nedir?

Bu soruya dürüst cevap veren kaç kişi vardır ki?

Kaç kişi, tek cevap olarak “yüzümde her daim maske vardır, durumları gönlüm nasıl isterse öyle yorumlarım, üstümün isteklerini sorgulamadan yerine getiririm, benim sorumluluğum olmasa da olur olmaz her işe atlarım ve bunu yaparken kime ne zarar veririm umurumda olmaz,  kullanılmaya müsait birileri etrafımda varsa acımaz kendim yatar onu çalıştırırım, gerekli zamanlarda kaos  oluşturarak bundan beslenirim, insanlarla iyi geçinir görünerek onların ağzından aldıklarımı kendi yararım için olmadık ortamlarda kullanabilirim. Bunlardan hangisi sizin için olumlu veya olumsuzsa seçin, beğenin, alın,” der ki?

Ha, bir de saftirikler vardır, “işimi zamanında yapmak benim için önemlidir… iş yerinde huzur en önemli unsurlardandır… yaptığım işi ön plana çıkarabilmeyi isterdim … vs” diyen…

Geçiyorum…

Bir yıl kadar filan önceydi. Bir yerden aradılar, x cv paylaşım vs.den aldık numarayı, diye… Baktım dedikleri iş eve yakın, “Olur,” dedim. Randevulaştık.

Randevu günü saat 15:45 de arabamı park ettim. On dakika arabada oyalandım ve randevudan tam beş dakika önce resepsiyondaki görevlinin önündeydim. Beklemem, söylendi.

Saat 16:15’te görevliye görüşeceğim kişinin adını hatırlattım ve ödül olarak iş başvuru formu aldım. Ben iş istememeiştim, onlar beni aramıştı. O zaman bu form neyin nesiydi ki?! Söylene söylene doldurdum ve geri verdim.

Saat 16:30 olduğunda görüşmenin olup olmayacağını sordum. Olacağı cevabını aldım. Defi’nin okuluna yakındım, on dakika sonra onu alacak olmam günlük düzenini bozmayacak, diye düşündüm.

Saat 16:40 da resepsiyon görevlisi çıkacağım katı söyledi. Randevu saatinin üzerinden 40 dakika geçmişti!

Yukarıda beni bir odaya aldılar. Orada 10 daha dakika bekledim. O sırada aslında benim için görüşmenin 50 dakikadır devam ettiğini düşündüm.  Ben işvereni işime almaktan çoktan vazgeçmiştim.

Saat 16:55 de İnsan Kaynakları Müdürü ünvanı taşıyan kişi teşrif buyurdu. Bundan sonran en sevdiğim dialog modunda devam edelim…

–          Kusura bakmayın, genel müdürle toplantımız uzadı. Size kartımı vereyim.

–          Teşekkür ederim…

–          Peki, başlayalım mı?

–          Bundan sonra yapacağımız görüşmenin ne sizin ne de benim için verimli olacağını düşünmüyorum.

–          !?!…

–          Bir saattir bekliyorum.

–          Genel müdürle görüşmemin bu kadar uzaması olağandışıydı. Nasıl yapsak?

–          Bir şey yapmamıza gerek yok. Ben bir süredir beni bu kadar bekletenin kim olduğunu görmek için bekliyordum zaten.

–          Bu kadar beklediniz ama…

–          Benim size ayırdığımm vakit çoktan bitti. Saat 17:15 de başka bir randevum var.

–          Peki, ben sizin sonraki randevu bitiminize kadar beklesem ofiste?

–          17:00 den sonra verilmiş randevu genelde özel randevudur ve bitimi çoğunlukla öngörülemez. O yüzden sizi bekletmek istemem…

–          Peki bu görüşmeyi yapabilecek miyiz?

–          Kartınızı verdiniz, ben ajandama göre uygun tarih ve saati size bildiririm.

–          Tüh, böyle kötü oldu.

–          Evet, iyi olmadı.

Sonra başka bir tarihte görüşmeyi yaptık. Sonuç? Elbette bir şey olmadı…

İyi iş görüşmesinin formülü var mıdır, bilmiyorum… Şimdiye kadar üç tane iyi iş aldım… üçünde de neysem oydum…

İlki bundan dokuz yıl önceydi, son görüşmeyi Amerikalı GM le yapmıştım. Bana doktor olarak genel bir senaryo üzerinden yaklaşımımı sormuştu. Abartısız, olağanda ne yapıyorsam onu anlattım.

İkincisinde derdim Anadolu şehrinden İstanbul’a dönmekti ama özellikle çocuklardan ötürü sınırlarım vardı. Direkt söyledim.

Üçüncüsünde artık her şey başkaydı, zamanım azalıyordu… yaptığım ekstra işleri, yani öykü yazmak, blog yazmak, başka bloglara aktif katılmak, vs… saklamadım. Daha önemlisini açıkça belirttim… işi istiyordum ve bence o iş için en uygun olandım.

Öyle yani…

foto: www.basarinedir.com

 

Reklamlar