Etiketler

, , , ,


Dün gece saat 01:00 i geçe yattım. Öncesinde BB ile Lucy’i seyrettik.Filmden sonra da gündemi konuştuk. BB’yi bazen olana bitene kulaklarını bu kadar ustalıkla kapatabilmesinden ötürü takdir ediyorum. Dünyadan bi haber değil ama istediği zaman başarıyla uygulayabildiği biu savunma mekanizmasını devreye sakabiliyor. Ben öyle değilim. Bir şekilde duyuyor, okuyor, izliyorum. Aslında gündemle ben de ilgilenmeyi hiç istemiyorum. Neticede bombanın piminin çekilmiş olduğunu benim ne zaman patlayıp, ne büyüklükte zarar vereceğini şimdiden düşünmem olacakları değiştirmeyecek. Denizde kum tanesiyim ne de olsa. Ama yine de olmuyor. Sadece sabah ofise gelirken yarım saat radyodan dinlediğim haberlerden edindiğim birikimle BB’ye hayli ayrıntılı bir brief verdim, hatta tarafların olası gerekçelerini bile anlattım.

Güya ilgilenmiyorum ama beynimde sürekli buna ilişkin düşünceler devinim halinde ve ben ne kadar yok saysam da kafamın içinde mütemadiyen bir zemin paraziti var. Bu parzit yüzünden günlerdir rutin okumalarımı doğru dürüst yapamıyorum, çünkü okumayı sürdürecek konsantrasyonu sağlamam mümkün değil.

İnsanları da anlamıyorum, sanki klavye başında sosyal medya aktivistliği yapmayanı taraf gibi görmek de neyin nesi, nasıl bir düşüncenin ürünüdür? Sırf bu birbirini itekleme çabası yüzünden sosyal medyadan sıkıldım. Twitter’da suç benimdi, neticede takip ettiklerimi ben seçmiştim ve bir çoğunun benzer bir tavırla bir şekilde sabit fikirliliğinden bıktım ve takip ettiğim listeyi temizlemeye, güncellemeye üşendiğim için twittera bakmamaya başladım.

FB da durum farklı. Oradaki liste yapı olarak twitterdaki gibi değil ama yukarıdaki sebepten artık oraya da daha seyrek uğrar oldum.

Kafamdaki kargaşa bir eylemi devam ettirmemi güçleştirdiği sırada bizim örgü battaniyeciler imdadıma yetişti.

Geçen yıl tığ işi bir yamalı battaniyeye başlamıştım ama sonra içime sinmeyince yaklaşık 30 kadar motif ördükten sonra bırakmıştım. Kafamda hayal ettiğim gibi olmamıştı.

FB da birkaç gün önce gördüm ki, bizimkiler büyükanne karelerinden (granny squares) örmeye başlamışlar. Ben de oturdum, geçen yıl ördüğüm parçaları tek tek söküp büyükanne karesine çevirmeye başladım. Böylelikle üç gündür kısmen huzur buldum galiba.
3
image

Akşam eve gidiyor, çocukların yemek hazırlığını yapıyorum ve onlar yemeklerini yerken, 1. Sınıf öğrencisi ödevlerini yaparken ya da onlar tv de çizgi film seyrederken yanlarına oturup karelerimi örüyorum. Üç günde toplamda yirmi kare filan örmüşümdür ama ördüklerimi beğenmeyip söküp yeniden örmekten elimde şu anda ancak beş tane var. Hiç sıkıntı yapmıyorum bu durumu çünkü karelere kendimi kaptırmışken kafamın içindeki o paraziti neredeyse duymuyorum diye sevinirken bunun bir aldanma olduğunu fark ettim.

Dün gece saat 02:30 da duyduğum bir sesle uyandım. Gök sanki savaş jetlerinin geçişi ile yarılıyor gibiydi. Ben duyduğum sesi anlamlandırana, tam uyanana kadar sesler kesildi. Kalktım, pencereden baktım, acaba o sesi benden başka duyan var mı diye, çünkü duyulmayacak gibi değildi. Yatağa dönüp baktım, BB uyuyordu.

Bir bardak su içtim, yattım. Bir süre uyuyamadım. 05:30 da saat çaldı, uyandım. Sabah olmuştu, bir kez daha.

Öyle yani…

 

 

Reklamlar