KODLAMA EVDE OLUR

Etiketler

,

Tamam, farkındayım. Söz verdiğim yazı bu değil. Blogun güzelliği bu, hangi yazının ne zaman geleceği belli olmaz ama aklımda Idaho var, yazacağım mutlaka.

Bu, eski birikmiş, bekletilmiş konulardan biri. Benim bir türlü anlayamadığım bir şey. Bir zamanlar ekolojik eğitim pek popülerken şimdi neden her köşe başını döndüğümde bir okulun kodlama eğitimi verdiğine dair ilanlar görüyorum, anlayamıyorum.

İki eğitimci çoçuğuydum, anne babam sınıf öğretmeniydi. Annemin okulun açıldığı ilk hafta sesi kısılırdı, babamın hiç sesinin kısıldığını görmedim. Bir matematik öğretmenimiz vardı lisede, Gülşah hanım, sesinin desibelinde oynama olmaksızın dersini anlatır çıkardı. Nihayetinde, hepimiz onsekiz yaşından gün almış insanlardık, istiyorsak dinlerdik.

Babam değişik bir eğitimciydi. Belki de anlatmışımdır burada, hatırlamıyorum. İkinci baskıysa, affola.

Bir gün beni sınıfına götürdüğünde, tüm düzenin ahenkle işleyişine hayran kalmıştım.

Her dersin işlenen ünite bazında sorumlusu vardı. Dersin gidişatını, tüm progamını o öğrenci o ünite boyunca belirliyor, ünite sonu değerlendirmelerini o öğrenci yapıyordu. Babam, yani sınıf öğretmeni ise, sadece gözlemci olarak derslere katılıyor, olabildiğince az müdahale ediyordu. Babamın bu yöntemi, bizim eski sistemde 4 ve 5. Sınıflardan sonra geçerliydi. Ünite sorumlusu olmak için bir önceki ünitede en başarılı olmak gerekiyordu. Fen dersinin ünite sorumlusu farklı, sosyal bilgilerin  sorumlusu farklı oluyordu. Ünite sorumlusu olabilmek için sınıfta kıyasıya bir rekabet yaşanıyordu. Elbet bu rekabete tüm sınıf dahil değildi ancak bir grup öğrenci için tüm yıl boyu bu yarışın içinde olmak önemliydi.

Evde her aklımıza geleni anne – babamıza soramazdık. Çok çözümsüzsek, sadece yöntem konusunda yardımcı olmalarını isteyebilirdik.

Benim için temel öğretmenim galiba babamdı. İlkokul 3. Sınıftan itibaren babam her gün 5 atasözü, 5 deyim çalışmam gerektiğini söyledi. Her akşam üşenmeyip karşısına alır, bana o gün için çalıştıklarımı sorardı. Beşinci sınıfa geldiğimde artık gazeteden her gün iki  köşe yazısı okumamı istedi. Bu kısmı çok sıkıcıydı. Melih Aşık ve Hasan Pulur’un benim için eğlenceli olabileceğini, anlamadığım ne varsa sınırsız (!) sorabileceğimi söyledi. Ben sordukça anlattı ama yine de sıkıcıydı. Seksenler ortasıydı, doksanlar başı değildi.

Şu kodlama eğitimleri ile ilgili ilanlar galiba eğitim ile ilgili çok sık yapılan değişikliklerden daha fazla beni rahatsız  ediyor çünkü bu ilanların para ile çocuklarımızı gönderdiğimiz okulların velilerin gözlerini boyamak için bir tür reklam olduğunu kabul etmek  kaçınılmaz bir gerçek. Bunu çok önemseyenler var, biliyorum. Bir dönem de ekolojik bi şey bi şeyler pompalanıyordu.

Biz iki çocukla ne yapıyoruz? Bilinçli olarak çok bir şey yaptığımızı söyleyemem, babam gibi sistematik değiliz. Biz biraz daha hayatın içinden gitmeyi tercih ediyoruz.  Kendi yemeklerini pişirebilmeleri, öz-bakım konusunda kendilerine yetebilmeleri, yani evde bunları onlar için yapan birisi olmadığında yaşamlarını sürdürebilmeleri için temel kazanımları edinmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Yani, biz çocuklarımıza çok fazla beklenti yüklemiyoruz.

Evde iki çocuk var ve her ikisi bizlerden çok farklı şeyler alıyorlar. Bizim onlara en çok vermeye uğraştığımız kendilerine yetmeleri gerektiği. Bazen dozu kaçırmış olmalıyız ki, 17 yaşındaki oğlum “home-made daha ne yapabilinir ki” konusunda iyice uçuyor. Geçen yıl Ağustos ayında kur artışları sırasında eve dikiş makinesi alıp kıyafetlerimizi dikmemiz gerektiğini söylediğinde, ben sadece satın almayı bırakırsak en az beş yıl hepimizin yaşamımızı sıkıntı çekmeksizin sürdüreceği cevabını verdim.

Belki İngiliz asilzadeleri gibi değil ancak kendi çapımızda home-schooling’i , babam kadar iddidalı olmasa da, devam ettirebilirsek çocuklarımızın kodlama öğrenecekleri yanılgısı  ile kendi gözlerimizin boyanmasını önleyebiliriz.

Evde çocuğa maksatlı, maksatsız ne öğrettiğiniz çok önemli. Okulda öğrenecekleri kodlama vırt, zırt her çocuk için gerekli değil. Misal çocuk sosyolog olacaksa, ki keşke olsa, kodlama ne işine yarayacak?

Ben süper ötesi şahane bir sonuç muyum? Sanmıyorum ama yine de fena sayılmam.

Öyle yani….

PS: Alt mesajı çok, söylemek istediklerimin ancak bir kısmını söyleyebildiğim bir yazı oldu.