Etiketler

, , , ,


Yönetmen: Jonathan Dayton, Valeri Faris

Oyuncular: Paul Dano, Zoe Kazan

İkili ilişkiler anlaşılması, çözümlemesi zor meseleler. Hele ki işin içinde duygular varsa daha da çetrefilleniyor. Her ilişkinin kendi dinamiği var. Fikrime göre bu dinamik ilk günden belirleniyor. Fazla iddialı olabilir ama daha o ilk bakışmalarda ilişkinin kodlarının büyük bir kısmı yazılıyor. Kod derken bir dokuma parçasında ana deseni kastediyorum. Benzetme ne kadar doğru olur bilmiyorum ama özellikle halıda desen nasıl önemliyse ilişkilerde de bu kodlar öyle önemli. Tabii ki bir de gerçek var ki deseni ortaya koyan, güzelliğini orataya çıkaran işçiliktir ve halının değerini en çok belirleyen de o emek, göz nurudur. İlişkilerde de aynen böyle. Her şeyi aslında kodların üstüne sarf ettiğimiz emek belirliyor.

İlişkiye başlarken kabul edilmesi gereken temel bir kural var. İnsan yedisinde neyse daha yetmişe gelmeden yirmi dördünde, otuz altısında ve elli ikisinde de o. Değişmeyecek. Belki uyum sağlayacak ama değişmeyecek. Bunu kabul etmek gerek.

Benden yaşça oldukça büyük bir arkadaşım eşinden ayrılış sebebini çok güzel özetlemişti. İlk gün neyine gıcık oluyorsam boşanma davası açmama da o sebep oldu.

RUBY SPARKS,  ideal eş / partner fantezisinin değişik bir açıdan ele alındığı bir hikaye.

Calvin, lise yıllarında yazdığı romanla büyük başarı elde etmiş, kendini aşma sancıları çeken genç bir yazardır. Terapisti ona bir yazma ödevi verir. Köpeğini seven birini anlatacaktır. Calvin bu konuyu düşlediğinde çok çekici bir genç kadının köpeği Scotty’nin resmini çizdiğini görmektedir. Kız köpeğine neden bu adı verdiğini sorduğunda Calvin’in verdiği cevap basittir. F. Scott Fitzgerald’ı sevdiği için köpeğine Scotty adını vermiştir. Kızın adı Ruby’dir ve Fitzgerald’ı  değil okumak, hiç duymamıştır bile.

Calvin’le Ruby’nin karşılaşma hikayesinden sonra konuyu hızla özetleyeyim.

Calvin hayalindeki Ruby’i yazmaktan yorgun düştüğü bir sabah uyanır ve evinde Ruby’i karşısında görür. Ruby üstünde onun gömleklerinden biriyle yumurta çırpmaktadır. Doğal olarak Calvin kafayı yediğini düşünür. Ruby onun sevgilisidir, görünen  odur ki geceyi birlikte geçirmişlerdir. Ruby Calvin’in davranışlarına anlam veremez.

Calvin olanları erkek kardeşine anlatır. Erkek kardeşinin de Ruby’i görmesinden sonra Ruby’nin gerçekten var olduğuna ikna olurlar. Calvin bir kızı hayal etmiş, yazmış ve o kız var olmuştur.

Calvin daha sonra Ruby’nin kendisi onunla ilgili ne yazarsa öyle davrandığını fark eder. Calvin Ruby’i kontrol ettiği sürece her şey yolundadır ancak Ruby kendisi olduğunda işler karışır. Ruby kendisini Calvin’in kontrol edebildiğini anladığında ise artık her şey karmakarışıktır, Calvin Ruby’i yok edecek, Ruby ise nefret edecek kadar  mutsuzdurlar.

Calvin’i Paul Dano oynuyor. Kendisini en sevdiğim filmlerden Miss Little Sunshine’dan tanıyorum. Ruby’i ise Zoe Kazan canlandırıyor. Elia Kazan’ın torunu, filmin hikayesinin ve senaryosunun da yazarı. İnsana yetenek kesinlikle genetik dedirtiyor.

 

 

 

 

 

 

Filmin sürprizlerinden birisi orta yaşlarındaki Antonio Banderas. Kesinlikle gençliğinden daha iyi görünüyor. Antonio Banderas yan rollerden birinde ama o role çok yakışmış.

Bizde vizyona girmeyebilir çünkü çok fazla kişini ilgisini çekecek bir film olduğunu düşünmüyorum ama seveni de benim gibi sevecektir, eminim.

İyi seyirler…

Reklamlar